Öğrencilerimiz
Görevlilerimiz
Yemek Listesi
Duyurular
Okulun Sesi
Canlı Yayın
Bağlantılar
Ziyaretci Defteri
OKULUN SESİ

OKULDA BİR GÜNÜMÜZ

 

OKULA GELİŞ

Okula geliş, çocukların  karşılanarak selamlaşıldığı, temizlik ve sağlık kontrollerinin yapıldığı rutin bir iştir.

SERBEST ZAMAN ETKİNLİĞİ 

 

Gün her sabah “serbest zaman etkinliği” adı altında bir saatlik oyun uygulaması ile başlar. Çocuk bu etkinlik sırasında ilgi ve ihtiyaçları doğrultusunda kendi kendine karar alma, aldığı kararı uygulama ve bu uygulamanın sonuçlarını görme fırsatı bulur.  

Çocuğun karar alma, aldığı kararları uygulayabilme ve zamanını uygun şekilde ortaya kullanabilme alışkanlıklarının geliştirilmesi hedeflenmektedir. Çocuk yaratıcılığı kullanarak, sorun çözme, sosyal ilişkiler kurma deneyimlerini yaşar. Çocukların serbest zaman etkinliklerinde yaptıklarını sözlü ifade ederken dil gelişimine katkı sağlanır, onların yaptıkları ile ilgili değerlendirme yapmalarına fırsat yaratır. Sanat etkinlikleri, yoğurma maddeleri, kağıt çalışmaları ve kolaj gibi çalışmalardan oluşur. Sanat etkinlikleri, çocukların proje yapmasına fırsat verir.

 

 

SANATSAL ETKİNLİK

İşlenen üniteye paralel giden temel deneyim eşliğinde çocuğun yaratıcı bir biçimde ürün oluşturması, farklı malzemeleri tanıması ve kullanması, sanata ve yaratıcılıklarına yönelik ve ilgilerinin uyandırılması hedeflenmektedir.                   

 

 

TOPLANMA VE KAHVALTIYA HAZIRLIK   

               
Çevresini temiz ve düzenli tutmaya teşvik etmek, sağlık için el yıkama alışkanlığı kazandırmak amaçlanmıştır.

 

KAHVALTI 


Nezaket kurallarına uyarak düzenli yemek yeme alışkanlığı kazandırmak amaçlanmaktadır. 

TOPLANMA VE TEMİZLİK
     
Sağlığın ilk şartı olan temizlik kurallarının çocuklarla sürekli tekrarlanarak daimi bir davranış haline dönüştürülmesi amaçlanmaktadır.

 ANADİLİ ETKİNLİĞİ 

 

Türkçe, çocukların dil gelişimine destek olup Türkçeyi doğru ve güzel konuşmalarını, duygularını ifade etmelerini sağlayan bir etkinliktir. Bu saatte tekerlemeler, parmak oyunları, şiir, bilmece, sohbet, resimli kitap okuma, öykü anlatma, taklit oyunları, pandomim, dramatizasyon, öykü tamamlama etkinlikleri vb. yer almaktadır. Türkçeyi doğru ve güzel konuşmanın yanı sıra sözcük dağarcıklarının geliştirilmesi konusunda da önem taşır.

 

Çocukların gelişim düzeylerine, ilgi ve ihtiyaçlarına göre belirlenen konularla onların eski bilgileriyle yeni bilgilerini birleştirmelerine olanak sağlanır. Çocuklarda öğrenme merakı ve isteği uyandırılır. Anadili ve ünite etkinliklerinde çocuklar dinleme, paylaşma, sıra bekleme, fikir belirtme ve kalabalık ortamda bulunmayı, bazen lider, bazen de izleyici olmayı öğrenirler.

 

OYUN ETKİNLİĞİ

Çocuklarla iletişim kurmanın onların dünyasını paylaşmanın birçok yolu vardır. Oyun bu yolların en doğalıdır. 

Çocuğun en ciddi uğraşı oyundur. Çocuk öğrenebildiklerinin büyük bir kısmını oyun yoluyla öğrenir. Oyun çocuğun eğlenmesinin yanısıra fiziksel, sosyal, zihinsel, duygusal alanlarda desteklenmesini sağlar. Oyun ve hareket, çocuğun çevreyi, insanları tanıma ve anlama aracıdır.

Oyunun çocuk gelişiminde önemi çok büyüktür. Bu yolla çocukların hayal güçleri ve yaratıcılıkları gelişir, sırasını beklemeyi, kazanma ya da kaybetme duygusunu yaşamayı, işbirliği yapmayı oyun sırasında yaşar ve öğrenirler.

MÜZİK ETKİNLİĞİ

Çocuklarla eğlenerek ritim duygusunu aşılama, farklı müzik aletlerini tanıma ve kullanmalarına ortam sağlama, ses ve hareketlerle müzik duygusunun gelişmesine yardımcı olmak, bu alanda yeteneği olan çocukların keşfine katkı sağlamak amacıyla müzik etkinliği yapılmaktadır. 

 

Müzik, bilgiler ve kavramlar şarkı söyleyerek ve dinleyerek daha kolay ve eğlenceli bir şekilde çocuklara sunulur. Şarkı söyleme, ritim duygusu kazandırmada, ses dinleme ve ayırt etme çalışmalarında, yaratıcı hareket ve dans, müzik eşliğinde hareket, müzikli öykü oluşturma konusunda önemli bir etkinliktir.

 

KAVRAM ÇALIŞMALARI                

Kavram çalışmaları ile çocukların bilişsel gelişimlerinin desteklenmesi sağlanmaya çalışılır. Bunun için gerçek obje ve materyallerle gerekli öğrenme ortamları hazırlanarak çocukların renk, sayı, şekil, uzaysal ve alansal kavramları kazanmaları sağlanır.

 

Çocukları ilköğretim olgunluğu düzeyine ulaştırmak için kavram çalışmalarında somuttan soyuta ve basitten karmaşığa doğru bir yol izlenir  

OKUMA-YAZMAYA HAZIRLIK ÇALIŞMALARI

  

Okuma yazmaya hazırlık çalışmaları, okul öncesi çocuğunun gelecekte göstereceği tüm özelliklerin (başarı, davranış biçimi, yaşam şekli öğrenmeye karşı ilgi ve istek, kişilik gelişimi, problem çözme, yaratıcılık, üretkenlik vb) kazanılmasında önemli bir etkinliktir.
Çocukların ilkokul yaşantısına uyum sağlamasını kolaylaştırmak amacıyla temel kavram ve becerileri kazandırmak gerekir. Okuma yazmaya hazırlık döneminde geliştirilmesi gereken ve öncelikli olan temel beceriler, el-göz koordinasyonunu geliştirme, dikkatini belli bir noktada yoğunlaştırabilme, verilen yönergeyi anlayabilme ve uygulayabilme, soldan sağa yönetim, üst, orta, alt oryantasyonu, kalemi doğru tutma, küçük kol hareketleri, değişik biçimde çizgilerin üzerinden geçme, değişik biçimdeki çizgilere bakarak kopya etme yaratıcılık ve hayal gücünü kullanarak farklı kompozisyonlar ve ürünler oluşturabilmedir.

FEN VE DOĞA ÇALIŞMALARI 

Bu ders saatinde çocukların ilgileri doğrultusunda doğuştan var olan merak duygusunu geliştirmek, neden-sonuç ilişkilerini anlamaya, çevrelerini gözlemlemelerine olanak sağlamak amacıyla; ünite konularına göre yapılandırılmış ya da spontane olarak gelişmesine olanak sağlanmış gözlem-inceleme-araştırma-keşfetme ve deneme etkinlikleri düzenlenir. Çocuklar bu etkinlik sırasında öğretmenleri ile birlikte nesne, olay ya da durumları izler, inceler, keşfeder, dener ve çıkarımlarda bulunurlar.

 

 

Bu etkinliklerde bilgileri birleştirerek yeni kavramlar geliştirir; dünyayı araştırırken çocuksu bir yolla bilimin temelleri ile tanışırlar. Çocukların çevrelerini öğrenmeye karşı olan güçlü ilgi ve meraklarının değerlendirilmesi ve olaylara karşı bilimsel bir bakış açısı geliştirmesi ancak sistemli bir fen ve doğa programı ile mümkün olabilir. Deneyler, araçları tanıma ve kullanma, çeşitli çalışma yöntem ve tekniklerini kullanma, keşifler, icatlar, mutfak çalışmaları, doğa gezileri ve yürüyüşleri, piknikler, kamplar, koleksiyonlar, fotoğraf çekme, fotoğraf inceleme, belgesel izleme, vb. çalışmalardan oluşmaktadır. 

 

TOPLANMA TEMİZLİK VE EVE GİDİŞ
 
Bu sürede eve gitme hazırlıkları yapılır. Sınıfın toplanması ve düzenlenmesinde çocuklardan yardım alınır.

 

ÇOCUKLARDA ŞİDDET

Okul öncesi dönemi olarak adlandırılan 3-6 yaş arası, çocukluğun en renkli ve hareketli dönemlerinden biridir. Bu dönemde çocuk konuşkan, meraklı, öğrenmeye hevesli, girişken, daha sosyal ve sevimlidir. Bu yaştaki çocuklarda yaşayarak öğrenmenin, deneme ve yanılmanın belirgin olduğunu görülür. Çocuk her şeye bakar, her şeyle ilgilenir, sorular sorar. Dil gelişimi hızlı ve dilin kullanımı daha iyidir, hikayeler anlatır veya hikayeler uydurabilirler. Kendisine uygun olsun ya da olmasın her şeyi denemek isteyebilirler. Oyun oynamak, koşmak, zıplamak, atlamak gibi bedensel aktivitelerden çok hoşlanır, bisiklete binebilir, tırmanabilirler. Bu dönemde çocuklarda rekabet-yarışma duygusu ortaya çıkar. Yaşıtları veya biraz daha büyük çocuklarla aralarında rekabet davranışları, kıskançlıklar görülür. Anne-babanın beğenisini, takdirini kazanmak ve sevgisini görmek çok önemlidir. “Beğendin mi?” “Güzel olmuş mu?” “Anne beni seviyor musun?” gibi sorularla sıklıkla karşılaşılabilinir.

Unutmayın, çocuğunuz gördüğünü uygular
“Ben” kavramının ortaya çıktığı ilk yıllarda çocuklarda negatif tutum ve davranışlara sıklıkla rastlanabilir. Çocuk, kendisi giyinmek, yemek yemek koşmak ve oynamak ister, engellendiğin de aşırı tepki, öfke, ağlama, tepinme, vurma, tekmeleme, istediği yapılmadığında eşyalara ya da kendine zarar verme gibi tepkisel saldırgan davranışlar gösterebilir. Okul öncesi dönemde büyüme ve gelişmeyle birlikte bağımsızlığın artması, çocukların kendi bedenlerini tanımaları, özellikle erkek çocuklarının bedensel güçlerini fark etmeleri, bunu kullanmalarına neden olur. Anne-baba, çocuk tepindiğinde onunla konuşmak, sorunu anlamak ve sakin olmak yerine, bağırıyor, çekiştiriyor hatta vuruyor ve sonunda da istediğini yapmasına izin veriyorsa çok değil, iki-üç kez bunu denemişse olumsuz davranışı öğrenmiş ve saldırgan davranış pekişmiş olur. Çocuklar çok iyi gözlem yapar, hissederler ve öğrenme konusunda da bizden daha hızlıdır.

Çocuk öğrenmesinde deneme-yanılma yoluyla öğrenme kadar önemli olan diğer bir unsur da, “taklit”dir. Eğer ondan topu fırlatması isteniyorsa o, bardağı veya oyuncağı da fırlatabilir. Özellikle çocuklar, anne-babalarının, yaşıtlarının, öğretmenlerinin davranışlarını sıklıkla taklit eder. Çocuğun gördüğü tutum ve davranışı uygulaması, beklenen bir durumdur. Kavramlar büyüme ve gelişme dönemiyle birlikte zamanla oluşacak, olgunluk kazanacaktır. Yetişkinler, gerek anlatarak, gerekse göstererek olumlu davranışı öğretecekler ve bir davranışın şekillenmesinde, benimsenmesinde model olacaklardır.

Çocuğunuza öfkesini kontrol etmesini öğretin
Öfke, doğuştan varolan bir duygu olarak kabul edilir. Bebek davranışlarında emzirme geciktiğinde öfke tepkileri (ağlama, memeyi almama, meme başını ısırma) görülebilir. Öfke ve saldırganlık, engellenme durumunda ortaya çıkar ve engellenme sürekli hale geldiğinde -iç ihtiyaçlar karşılanmadığında, emme ihtiyacı, sevgi ihtiyacı, öğrenme ihtiyacı, oyun ihtiyacı- pekişerek bir davranış biçimine dönüşebilir.

Anne-baba tutumları, çocuğun davranışlarında psiko-sosyal gelişiminde önemli rol oynar. Olumsuz anne-baba tutumları içinde; reddedici, sürekli eleştirici, kayıtsız, otoriter, baskıcı, dengesiz, tutarsız, aşırı koruyucu, gevşek ve mükemmeliyetçi tutumları sayabilir. Çocukların olumlu davranışlar geliştirmelerinde ılımlı, dengeli, sorun çözücü, kabul edici, anlayışlı, paylaşımcı, hoş görülü, ancak sınır ve kural koyan anne-baba-öğretmen tutumları önemli rol oynar. Öfke duygusu ve saldırganlığın doğuştan geldiği ve içgüdüsel olduğu kabul görmekle birlikte, çocuklara olumlu davranışlar kazandırılarak öfkeyi kontrol etmesi, saldırgan davranışı durdurması gösterilerek, anlatılarak ve rol modeli olarak öğretilebilir. En ufak bir sorun karşısında bağıran, eşyaları fırlatan, kıran, vuran anne veya babaya sahip bir çocuğun örnek alacağı ve öğreneceği davranışla sorunlar karşısında sakin, güvenli, çözüme yönelik davranan anne-babaya sahip çocuğun örnek alacağı ve öğreneceği davranış birbirinden çok farklı ve taban tabana zıt olacaktır.

Öfke, öğrenilmiş davranışa dönüşünce
İçgüdüsel olan bir duygu ve tepki bu noktada öğrenilmiş şiddete kolaylıkla dönüşebilir. Hangi davranışlar öğrenilmiş şiddet olarak tanımlanabilir? İki çocuk oynarken oyuncağı paylaşamama nedeniyle birbirlerini itmeleri, oyuncak kırılınca birinin diğerinin elini acıtması içgüdüsel saldırganlık olarak nitelendirilebilir. Ancak çocuk her defasında oyuncağı almak için vurma, itme, diğer çocuğun canını acıtma, ısırma, saç çekme, bağırma, tekmeleme davranışı gösteriyorsa buna öğrenilmiş saldırganlık-şiddet diyebiliriz. Saldırganlığın güçlenmesi çocuğun kendisine ve çevresine zarar vermesiyle sonuçlanır. Bir çocuğun hareketli olması, bazen yaramazlıklar yapması ya da ağlaması, oyuncağını kırması, arkadaşını itmesi onun saldırgan çocuk olduğu anlamına gelmez. Çocuğu saldırgan olarak tanımlamak için, bu davranışın sık sık tekrarlanıyor olması ve zarar verme amacı taşıyor olması gerekir. Yani saldırgan-şiddete yönelik davranışta zarar verme niyeti önemlidir.

Şiddet eğiliminin nedenleri;
• Çocuğa aile içinde, çevrede veya okulda sözel ve fiziksel şiddet uygulanması
• Evde veya çevresinde saldırgan davranışlarda bulunan bir modelin olması
• Çocuğun sürekli baskı ve kısıtlamayla karşı karşıya kalması
• Konulan sınırlar ve kuralların yeterince anlatılmaması
• Çocuğa evde ya da okulda çift mesaj verilmesi (Tutarlı, dengeli davranışı öğrenememesi)
• İlgi ve sevgi eksikliği
• Çocuğun anne-babasıyla sağlıklı özdeşim kuramaması
• Organik bir rahatsızlık
• Bedensel veya zihinsel engele sahip olma
• Çocuğun daha önce gösterdiği saldırgan davranışların ödüllendirilmiş olması
• Aşırı disiplin
• Televizyonda ya da bilgisayar programlarındaki şiddet içeren yayınlar

Şiddet eğilimine karşı anne-babalara öneriler;
• Ev ve okul ortamında kesinlikle sözel ve fiziksel şiddetten kaçınmalı
• Saldırgan davranışlar konuşulmalı, sonuçlarının neler olabileceği anlatılmalı, aynı durumla karşılaşsa neler hissedeceği üzerinde durulmalı
• Çocuğa duygu ve düşüncelerini anlatma olanağı ve sabrı gösterilmeli
• İki çocuk arasında oyun esnasında olabilecek tepkisel davranışlarda, taraf tutulmamalı daha iyi, olumlu ve paylaşımcı nasıl oynayacakları konusunda yardımcı olmalı
• Saldırgan davranış karşısında davranış durdurulmalı asla ödül niteliği taşıyan tavizler verilmemeli
• Saldırgan davranışın altında yatan temel nedenlerin neler olabileceği araştırılmalı
• Yargılayıcı, mükemmeliyetçi tutumdan kaçınılmalı
• Saldırgan çocuklar sporla ilgili faaliyetlere; okul takımı, yüzme, halk oyunları, kültürel etkinlikler, drama, satranç, gezi, fotoğrafçılık gibi etkinliklere yönlendirilmeli
• Saldırganlık eğilim olan çocuklara evde ve okulda yapabileceği yaşına uygun görev ve sorumluluklar verilmeli
• Saldırganlık sonunda eşyaya verdiği zararı harçlıklarını biriktirerek karşılaması teşvik edilmeli
• Çocuğun sorununu ve öfkesini saldırgan davranışlara başvurmadan ifade etmesi teşvik edilmeli bunu yaptığında sözel ve duygusal olarak takdir edilmeli
• Çocuğun olumsuz ya da saldırgan davranışlarından sonra özür dilemesi sağlanmalı, özellikle bunun için rol modeli olmalı ve özür dilediğinde takdir edilmeli
• Çocuğun olumsuz duygularını, öfkesini resim yaparak ifade etmesi sağlanmalı, resimleri anlattırılmalı
• Çocuğun saldırgan davranışlarında yetişkinlere düşen en önemli görev sakin olunmalı, yol gösterilmeli, model olunmalı, en önemlisi sevgi dilini, sözel ve bedensel olarak mutlaka kullanılmalı, olumlu davranışı takdir ve teşvik edilmeli.

 

PARMAK EMME

Parmak emmek doğal

Parmak emme davranışı konusunda özellikle bizim toplumumuzda nedense yoğun bir endişe bulunmakta. Yaygın inanış parmak emen bebeğin veya çocuğun mutlaka psikolojik bir problemi olduğu doğrultusunda. Aslında şunu belirterek anne babaları hemen baştan rahatlatmak gerekir ki parmak emmek bir bebeğin tamamen normal olarak yaptığı hatta yapması gerektiği bir davranıştır. Bebekler daha anne karnındayken bile parmaklarını emmeye başlayabilirler.


Parmak emme, normal çocuklarda herhangi bir pisko-patolojik etken olmaksızın 3-4 yaşlarına kadar görülen bir olgudur.

Neden parmak emerler?

Bebekler dördüncü aydan sonra anneleri yanında değilken kendilerini güvende hissedebilmek ve kendilerini rahatlatabilmek için bazı objelere gereksinim duyarlar. Bu bir emzik olabilir, battaniyesinin kenarı, yastıkları, oyuncak ayıları veya kendi parmakları olabilir.

1 yaş çocuklarının hemen yarısı parmaklarını emerler.9. ayda itibaren uykuyla parmak emme arasında yakın bir ilişkinin olduğu, uykusu gelen bebeğin parmağını ağzına götürdüğü görülür. Çocuğu parmak emmeden vazgeçirmek üzere yapılan çabalar, 3 yaşına kadar çocuk tarafından dirençle karşılanır. Genellikle 18. ay dolaylarında sıklaşan parmak emmenin 4 yaşına doğru kaybolması beklenir. Araştırmalar en geç 5-6 yaşlarında sona erdiği takdirde parmak emmenin zararının olmadığını, ancak süregelmesi halinde dişlerde deformasyona neden olabileceğini kanıtlamıştır. Alt ıslatmada olduğu gibi, sürekli parmak emme alışkanlığı da psikolojik sorun ve gerginliklerin bir sonucu olarak gelişebilir.

Ne zaman endişelenmeli?

Bebeğin parmak emme davranışında zaman zaman artma ve azalma gözlenebilir. Fakat anne baba bu davranışa hiç takılmadan çocuğa saygı duyarak ve tamamen gelişiminin normal bir parçası olarak görmeye devam ederse parmak emme giderek azalarak 3-4 yaş civarında biter. Hatta 5 yaşa kadar normal kabul edilir. Peki ne zaman endişelenmek gerekir? “5 yaş sonrasında artık dişler değişmeye başladığı için diş gelişimini olumsuz etkilemesi dolayısıyla endişelenilebilir. Bu zamandan sonra hala parmak emen veya hiç emmezken birdenbire emmeye başlayan bir çocuk bazı duygusal sıkıntılar yaşıyor olabilir. 5-6 yaş sonrası için hala parmak emen bir çocuğun hayatında ne gibi kaygı etmenleri bulunduğunu anne babaların iyi araştırması gereklidir. Bu konuda bir uzmana danışarak çocuğun iç dünyasında neler yaşadığıyla ilgili bir çalışma yapılabilir.”

Parmak emme alışkanlığı karşısında anne babanın yapacağı en sağlıklı yaklaşım nedir?

Olayı telaşa kapılmadan sabırla karşılamak ve sürekli ilgilenmekten kaçınarak, çocuğa bu alışkanlığın bebekçe bir davranış olduğunu, başkalarını gözüne hoş görünmeyeceğini basit bir dille anlatmaktır. Aile içinde sürekli aynı alışkanlığı konu edilerek dikkatleri çocuk üzerine çekmek, bu nedenle telaşa ve gerginliği girmek ve çözüm amacıyla çocuğu sürekli eleştirmek yanlış anne baba davranışları arasında sayılır. Okul yaşında parmağını emme çocuk, öğretmenin uyarısı, anne babasının eleştirisi, hatta arkadaşlarını alaylarını karşın bu alışkanlığını sürdürür. Bu durumda çocuğa yapılan olumlu tavsiye ve açıklamalarla psikolojik açıdan uyumunun sağlanması, sorunun ortadan kalkmasını sağlar. Burada önemli olan, bir gerileme belirtisi sayılan bu alışkanlığı oluşturan etkenlerin ana baba tarafından keşfedilerek ortadan kaldırılması. Örneğin, yeni bir kardeşin doğumu, çocukta bu tür bir alışkanlığın başlamasına neden olabilir. Cıvıldayan, emekleyen, parmak emip tırnak yemeye başlayan çocuk, bu tür bebekleşme hareketleriyle kaybettiği ilgiyi kazanma savaşımına girer. Daha önce de belirttiğimiz gibi, kardeşin doğumundan önce çocuğun hazırlanması, kardeşin varlığına karşın çocuğun statüsünün devam edeceği ve onun yerinin ayrı olduğu konusunda çocuğun ikna edilmesi, kardeşin yardıma muhtaç bir yakını olması nedeniyle elbirliğiyle ona bakma gereğine çocuğun inandırılması ondaki gerginliği azaltır. Böylelikle bu gerginlikten kaynaklanan alışkanlıklar da zamanla kaybolur.

Çocuğa uygun dinlenme, geniş ve çeşitli faaliyet olanakları, oyun ortamları meşgul olmak için olanaklar sağlanmalıdır.

Çocuğa bilhassa kendi kendini kontrol etmek için, isterse bu alışkanlığı terk edeceği inancını kazandırmak, alışkanlığı yenmek için iyi bir hatırlatıcı olabilir.